Seyyah Cupid'in Portekiz Maceralari

Erasmus öğrencisi olarak geldiğim Portekiz'deki maceralarımı aktaracağım bir blogdur bu...

Cuma, Aralık 08, 2006

Lizbon'da Clubbing ve Ertesi Gün...

Yine yazmaya ister istemez uzun bir ara vermişim. Aslında sorunum zamansızlık değil, zamanı iyi kullanamama. Şu internetin başına bir oturdum mu 2-3 saat milletle msn'de chatleşerek geçiyor. MSN ve Youtube olmasa burada hafta içi geceler nasıl geçerdi bilemiyorum. Hafta sonu geceleri ise gayet te internetsiz olarak eğlenceli ve hızlı geçebiliyor.

Bu postumda anlatacaklarım 20-21 Ekim'de yaşandı aslında. Yani nereden baksanız 1,5 ay geriden gidiyorum. Umarım bir gün ara kapanacak. Azimli olmak lazım. Bu blogu okuyup olumlu geri bildirim verenler sayesinde yazma şevkim artıyor aslında. Bir de daha fazla insan yorum bıraksa daha da mutlu olacağım aslında.

Bir cuma gecesiydi, eski oda arkadaşım olan yurttaki en iyi arkadaşım olan Cristina ortamlara akalım, bayanlara hem giriş hem de ilk 4 içki bedava dediğinde inanamamıştım.


İşte bu fotoğrafta gördüğünüz Cristina. Yurtta ingilizce konuşabildiğim tek insan. Diğerleriyle portekizce anlaşmak daha kolay :)

Geceye 10 civarında damar MP3lerle başladık. Burada fasıl ve rakı-meze ortamı (ki ben rakı sevmem aslında) olmadığı için BU AKŞAM BÜTÜN MEYHANELERİNİ DOLAŞTIM İSTANBUL'un ve AGORA MEYHANESİ eşliğinde kırmızı şarabımızı yudumlayarak şerefe yapmak çok eğlenceliydi. Şaraptan pek anlamam, süpermarkete gittim yaklaşık 3 euro'ya 1 tane Minho (portekiz'in kuzeyi) kırmızı şarabı aldım. Biraz koyu renkli ve asitli bir şarap gibiydi ama 2 kişi 1 şişeyi bitirdik.

Reina-Laila kıvamındaki clublara girmek için 1. kural şık giyinmek (Şık dediysem de Türkiye standartında değil, Portekiz standartında şık, aman ha abartı kaçmayın). Cristina yandaki resim gibi giyindi ama t-shirt'ü siyahtı. 2. kural ise kapıda duran kişinin sizin yüzünüzü tanıması. Turist olmanız sizi 1-0 yenik başlatıyor. Türkiye'de turittir para harcar mantığı geçerli olduğu için neredeyse her yere girerler. Maalesef bu Lizbon'da pek işlemiyor. Türk grubu olarak da bizzat başka bir club olan KAPITAL'e girmeyi deneyip havamızı aldığımız gece bunu test ettik onayladık (bu macerayı ilerleyen haftalarda daha ayrıntılı anlatacağım.) O yüzden sosyetik club alemlerine akmak istiyorsanız mutlaka o alemlerin yabancısı olmayan bir portekizli yanınızda bulundurun.

Cicilerimizi giyip makyajımızı da yaptıktan sonra, beleş öğrenci usulü cartao vivalarımızı kapıp gece 24.40 otobüsünü yakaladık (Lizbon'un bu yanını çok seviyorum gece 1 de bir kız tek başına otobüse binebiliyor, kimse rahatsız etmiyor... Gece 1den sonra akşam otobüslerinde biraz daha dikkatli olmak, arkaya oturmamak gerekiyormuş. Bunu da İhsan'ın telefonunu çaldırma deneyiminden öğrendik. Zaten gece 1 den sonra da otobüse binilmez, taksi maksimum 5 euro yazıo eğlence ortamlarından yaşadığım yere. Bir uçtan diğer uca da 10 euro falan yazar herhalde). Sosyetik Club'lar Santos civarında, Avenida 24 de Julho üzerine sıralanmış. Ponte 25 de Abril (Golden Gate benzeri olan köprü) yakınlarında liman kıyısında ise yanyana sıralanmış bir sürü club mümkün. Bizim gittiğimiz de buradaki barlardan biri olan DOCK's idi. Maalesef o gece foto. Mak. götürmediğim için resim yok. Ama ortamı merak ediyorsunuz web sayfasının adresi:
http://www.docksclub.com

Oraya vardığımızda saat 01.00 civarındaydı ve içerisi henüz boştu. Girişteki bayan Cristina'ya içeri girerken üzerimdeki montu çıkarmamı söylemiş (tahmin edersiniz ki montum spordu). Allahtan vestiyer 1 euro idi de sorun çıkmadı. Bedava içki kuponlarımızı alıp içeri girdiğimizde ilk durağımız tabii ki bardı. Cristina viski kola içerken ben de ananas votka tercih ettim. Bu bedava içki olayını abartmışlar. TR'de olsa maksimum 1 bira ya da 1 votka bedava olur. Burada bir tek redbull votka vermediler kuponla.

Bu arada bedava içki dedim de öyle her gün bedava değil, her salı Ladies' Night, her cuma Women's Night. Aradaki farkı ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Erkekler içinse giriş ya 10 ya da 12 Euro ve sanırım 4 içki dahil. İçerideki ortam çok kaliteydi, zaten herkes birbirini tanıyor. Asılan, rahatsız eden yok. Bar çevresinde piyasa yapanlar da var kendi çapında dans edenlerde. Ayrıca bu clubda gördüklerimden sonra Portekiz erkeklerinin boy ortalamalarıyla dalga geçmeme kararı da aldım. Gece 02.30'dan sonra mekan iyice kalabalıklaştı. Bi ara tıklım tıklımdı, wc kuyruğu 10 metreyi buluyordu :)

Saat 05.25 gibi Cristina'ya artık gidelim bak yarın erken kalıcam dedim, biraz mırın kırın etti ama neyse çıktık. Yattığımda sabah 6 gibiydi. Bir tek clublarda değil diğer ortamlarda da gece 5-6 gibi sonlanıyor bu Portekiz'de. Ertesi gün de herkes akşama kadar uyuyup yine 12 gibi kendilerini dışarı atıyorlar. Benim bünyem henüz 2gece üst üsteyi kabul etmiyor.

Ortamda çalınan müzik aslında benim pek de aşina olmadığım dans müzikleriydi. Çoğu portekizce dans-tekno müziği olmakla beraber arada eşantiyon kıvamında ispanyolca reggeaton çaldılar ki işte o anlar benim deli gibi dans ettiğim anlar oldu. Geceyi en son Cristina ve onun iş yerinden arkadaşı olan bir kızla kader tokuşturup türkçe ŞEREFE dediğimizi hatırlıyorum ki bu ŞEREFE onların da aklında öyle yer edinmiş ki Cristina ertesi gece çıktıklarında da ŞEREFE diyerek kadeh tokuşturduklarını anlattı.

Ertesi gün feci bir baş ağrısı ve akşamdan kalmanın verdiği yorgunluğa rağmen 11.00de uyanıp 12.00de Chiado'ya gittim, çünkü host abim (amerika'da yanında yaşadığım ailenin oğlu) eşi ve çocuklarıyla birlikte Lisbon'dayı ve o gün ABD'ye geri döneceklerdi.


Chip ve Bonnie'yi en takdir ettiğim olay 2 küçük çocuklarıyla kıtalararası seyahate çıkmış olmalarıydı. Önce Londra'ya ordan da Lizbon'a gelmişlerdi. Zig 2,5 yaşında Ila isimli küçük kızları ise henüz 7 haftalıktı. Türkiye'de olsa bırakın kıtalararası ziyareti bebeğin 40 ı çıkmadan evden çıkamaz...

Chip ve ailesiyleyken yaşadığım en ilginç olay ise Çin Restoranında gerçekleşti. Bonnie çorba kıvamında olan makarnalardan istiyordu. Önce garsona İngilizce anlatmaya çalıştık, ki garson çinli malum. Doğal olarak anlamadı ne söylediğini. Sonra ben çat pat Portekizce sormayı denedim yine işe yaramadı. En son Bonnie çince (ki Mandarin ve Cantonese var, sanırım Mandarin) biliyor musun diye sordu. Evet deyince hayat birden kolaylaştı. İlk defa gittiğim bir çin lokantasında çince sipariş verilmesine şahit olmuş oldum. Bir de Bonnie Çince konuştuğu için tüm garsonlar bizim masaya daha sempatik bakmaya başladı.

Bu arada gittiğimiz çin lokantası Armazems do Chiado'nun en üst katındaki yerdi. Ben pek beğenmedim. O yüzden tavsiye edemeyeceğim. Armazems do Chiado, Chiado'nun hayat kurtarıcı mekanı, gerek ücretsiz wcleri olsun, gerek Mc Donald's'ı bir ara en sık uğradığımız mekandı.
Bu postu burada bitirirken bir kaç club ismi vermek istiyorum. Merak edenleriniz google da arayarak eminim daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilir.

1- Dock's
2- Docas
3- Lux
4- Blues
5- Queen's
6- Kapital

Ayrıca Portekiz gece hayatı için bkz: http://www.portugalnight.com

İyi Eğlenceler!!!

2 Comments:

Blogger Ay-lin:) said...

Billucğm harika gidiyorsun, tebrik ederim, yüreğine sağlık birtanem. Sana İst-an-bul'dan sevgilerimi yolluyorum. Bu güzel macerada yolun hep açık olsun. Darısı başıma inşallah. Sarıldım:)

12:55 ÖÖ  
Blogger Javier Lisboeta said...

Creo haber entendido que lo pasaste muy bien con tu amiga Cristina yendo de clubes y con tus amigos comiendo fuera.
Necesito progresar más.
Bonitas fotos.
Gunaidin.

8:58 ÖS  

Yorum Gönder

<< Home